Mendel Genetiği
Mendel genetiği, kalıtsal özelliklerin ebeveynlerden yavrulara aktarılmasını gen, alel, genotip, fenotip ve gamet kavramları üzerinden açıklar. Ayrılma ilkesine göre bir genin iki aleli mayoz sırasında birbirinden ayrılır ve her gamet bu alellerden yalnızca birini taşır. Bağımsız dağılım ilkesine göre farklı kromozomlarda bulunan gen çiftleri gametlere büyük ölçüde bağımsız olarak dağılır. İki heterozigot bireyin monohibrit çaprazlamasında 1:2:1 genotip oranı, tam dominantlık koşullarında ise 3:1 fenotip oranı beklenir. Dihibrit çaprazlamada bağlantısız iki gen için klasik fenotip oranı 9:3:3:1’dir. Bununla birlikte gen bağlantısı, crossing-over, eksik baskınlık, kodominantlık, epistaz, penetrans ve değişken ekspresivite bu oranları değiştirebilir. Mendel ilkeleri, tek gen hastalıklarının kalıtımının değerlendirilmesi, soy ağacı analizi, taşıyıcılık riskinin hesaplanması ve genetik danışmanlık açısından temel öneme sahiptir.
Tanım ve Kapsam
Mendel genetiği, kalıtsal özelliklerin ebeveynlerden yavrulara aktarılmasını gen, alel, genotip, fenotip ve gamet kavramları üzerinden açıklayan temel genetik modeldir. Bu yaklaşım, Gregor Mendel’in Pisum sativum türü bezelyeler üzerinde gerçekleştirdiği kontrollü çaprazlama deneylerine dayanır. Mendel; tohum şekli, tohum rengi, çiçek rengi ve bitki boyu gibi birbirinden ayırt edilebilen özelliklerin kuşaklar boyunca belirli sayısal oranlarla aktarıldığını göstermiştir.
Mendel’in çalışmalarında “kalıtsal faktör” olarak tanımlanan birimlerin günümüzde kromozomlar üzerindeki genler olduğu bilinmektedir. Diploid organizmalarda otozomal bir gen çoğunlukla iki alel hâlinde bulunur. Bu alellerden biri anneden, diğeri babadan gelir. Gamet oluşumu sırasında alel çiftleri birbirinden ayrılır ve her gamet ilgili gen için yalnızca bir alel taşır.
Mendel genetiğinin iki temel ilkesi ayrılma ilkesi ve bağımsız dağılım ilkesidir. Ayrılma ilkesi, bir genin iki alelinin gamet oluşumu sırasında birbirinden ayrıldığını belirtir. Bağımsız dağılım ilkesi ise farklı kromozomlarda bulunan veya aynı kromozom üzerinde birbirinden yeterince uzak konumlanan gen çiftlerinin gametlere büyük ölçüde bağımsız biçimde dağıldığını ifade eder.
Mendel genetiği; monohibrit ve dihibrit çaprazlamaların yorumlanması, kalıtım olasılıklarının hesaplanması, soy ağacı analizleri ve bazı tek gen hastalıklarının risk değerlendirmesi için temel oluşturur. Bununla birlikte gen bağlantısı, epistaz, eksik penetrans, değişken ekspresivite, mitokondriyal kalıtım, genomik damgalanma ve poligenik özellikler klasik Mendel oranlarından sapmalara neden olabilir.
Temel Kavramlar
Gen, işlevsel bir RNA veya protein ürününün oluşmasına katkı sağlayan DNA bölgesidir.
Alel, aynı gen lokusunda bulunan alternatif DNA dizilerinden biridir. Bir alel normal protein üretirken başka bir alel protein miktarını veya işlevini değiştirebilir.
Lokus, bir genin veya genetik belirtecin kromozom üzerindeki fiziksel konumudur.
Genotip, bireyin belirli bir gen veya lokustaki alel bileşimidir. AA, Aa ve aa gibi gösterimler genotipi ifade eder.
Fenotip, genotip ile çevresel ve biyolojik faktörlerin etkileşimi sonucunda ortaya çıkan gözlenebilir veya ölçülebilir özelliktir.
Homozigot, aynı lokusta iki özdeş alelin bulunmasıdır. AA ve aa homozigot genotiplerdir.
Heterozigot, aynı lokusta iki farklı alelin bulunmasıdır. Aa heterozigot genotiptir.
Dominant alel, heterozigot durumda fenotipe yansıyabilen aleldir. Dominantlık, alelin daha sık, daha sağlıklı veya daha güçlü olduğu anlamına gelmez.
Resesif alel, diploid bir bireyde fenotipik etkisi çoğunlukla iki kopya hâlinde bulunduğunda ortaya çıkan aleldir.
Gamete, mayoz sonucunda oluşan haploid üreme hücresidir. Her gamet, otozomal bir gen için alel çiftinden yalnızca birini taşır.
Zigot, iki haploid gametin birleşmesiyle oluşan diploid hücredir.
P kuşağı, çaprazlamada kullanılan ebeveyn kuşağıdır.
F₁ kuşağı, ebeveynlerin çaprazlanmasıyla oluşan birinci yavru kuşağıdır.
F₂ kuşağı, F₁ bireylerinin kendi aralarında çaprazlanmasıyla oluşan ikinci yavru kuşağıdır.
Moleküler Yapı ve Bileşenler
Mendel kalıtımının moleküler temelini DNA, genler, aleller, homolog kromozomlar ve mayoz sırasında görev yapan kromozomal yapılar oluşturur. İnsan somatik hücrelerinin çoğunda kromozomlar homolog çiftler hâlindedir. Homolog kromozomlardan biri anneden, diğeri babadan gelir ve aynı gen lokuslarını taşır. Bununla birlikte aynı lokusta farklı aleller bulunabilir.
DNA → Gen → Alel → Kromozom → Genotip → Fenotip
Bir alelin başka bir alelden farklı olması; tek nükleotid değişikliği, küçük insersiyon veya delesyon, tekrar dizisi değişikliği, gen delesyonu, duplikasyon ya da düzenleyici bölge varyantı gibi moleküler değişikliklerden kaynaklanabilir.
Dominantlık ve resesiflik, çoğunlukla alellerin oluşturduğu gen ürünlerinin miktarı ve işleviyle ilişkilidir. Bir genin tek sağlam kopyası yeterli protein üretebiliyorsa işlev kaybı aleli heterozigot durumda fenotip oluşturmayabilir ve resesif davranabilir. Buna karşılık tek sağlam kopyanın yeterli olmadığı haployetersizlik durumunda hastalık dominant olarak ortaya çıkabilir.
Dominant kalıtımla ilişkili başlıca moleküler mekanizmalar şunlardır:
- Haployetersizlik
- Dominant-negatif etki
- İşlev kazanımı
- Toksik protein veya RNA oluşumu
- Gen ürününün aşırı üretimi
Resesif kalıtımla ilişkili başlıca mekanizmalar ise şunlardır:
- Her iki alelde işlev kaybı
- Enzim aktivitesinin kritik eşik altına düşmesi
- Protein sentezinin ciddi biçimde azalması
- Hücresel taşıma veya reseptör işlevinin iki alelde bozulması
Biyokimyasal / Moleküler Mekanizma
Mendel ilkelerinin hücresel temeli mayoz bölünme ve döllenmedir. Diploid germ hücresindeki homolog kromozomlar mayoz I sırasında ayrılır. Mayoz II’de kardeş kromatidler farklı hücrelere dağıtılır. Böylece oluşan her gamet, bir homolog kromozom çiftinin yalnızca bir üyesini taşır.
Diploid germ hücresi → DNA replikasyonu → Homolog kromozom eşleşmesi → Mayoz I → Mayoz II → Haploid gametler
Ayrılma İlkesi
Ayrılma ilkesi, aynı gen lokusundaki iki alelin gamet oluşumu sırasında birbirinden ayrılmasıdır. Aa genotipli heterozigot bir birey iki temel gamet tipi oluşturur:
Aa → A taşıyan gamet + a taşıyan gamet
Normal kromozom ayrılması ve gametlerin eşit yaşam gücü koşullarında A ve a alellerinin gametlere geçme olasılığı yaklaşık yüzde 50’dir.
İki heterozigot bireyin çaprazlanması:
Aa × Aa
Oluşabilecek genotipler:
AA + Aa + Aa + aa
Genotip oranı:
1 AA : 2 Aa : 1 aa
Tam dominantlık koşullarında fenotip oranı:
3 dominant fenotip : 1 resesif fenotip
Bu oranlar dört yavrunun mutlaka üçünün dominant, birinin resesif olacağı anlamına gelmez. Her döllenme bağımsız bir olasılık olayıdır. Teorik oranlar yavru sayısı arttıkça gözlenen oranlara daha fazla yaklaşır.
Tekdüzelik İlkesi
Birbirinden farklı iki saf hattın çaprazlanmasında F₁ kuşağındaki yavruların incelenen özellik bakımından benzer olması tekdüzelik olarak değerlendirilir:
AA × aa → Bütün F₁ bireyleri Aa
Tam dominantlıkta F₁ bireylerinin tamamı dominant fenotip gösterir.
Bağımsız Dağılım İlkesi
Bağımsız dağılım ilkesi, farklı gen çiftlerinin alellerinin gametlere birbirinden bağımsız biçimde dağılabilmesidir. AaBb genotipli bir birey, genler bağlantılı değilse dört gamet tipi oluşturabilir:
AaBb → AB + Ab + aB + ab
Her gamet tipinin teorik olasılığı yüzde 25’tir.
İki dihibrit bireyin çaprazlanması:
AaBb × AaBb
Her iki özellikte tam dominantlık ve bağımsız dağılım varsa F₂ fenotip oranı:
9 A_B_ : 3 A_bb : 3 aaB_ : 1 aabb
Bağımsız dağılım, farklı kromozomlarda bulunan genler için geçerlidir. Aynı kromozom üzerindeki genler de birbirinden yeterince uzaksa crossing-over nedeniyle yaklaşık bağımsız davranabilir.
Olasılık Kuralları
Mendel çaprazlamalarında çarpım ve toplam kuralları kullanılır.
Birbirinden bağımsız iki olayın birlikte gerçekleşme olasılığı:
P(A ve B) = P(A) × P(B)
Aa × Aa çaprazlamasında aa oluşma olasılığı:
1/2 × 1/2 = 1/4
Birbirini dışlayan alternatif olaylardan birinin gerçekleşme olasılığı:
P(A veya B) = P(A) + P(B)
Aa × Aa çaprazlamasında heterozigot yavru oluşumu iki farklı yolla gerçekleşebilir:
A yumurta × a sperm veya a yumurta × A sperm
1/4 + 1/4 = 1/2
Test Çaprazlaması
Dominant fenotipli ancak genotipi bilinmeyen birey, homozigot resesif bireyle çaprazlanır:
A_ × aa
İncelenen birey AA ise:
AA × aa → Bütün yavrular Aa
İncelenen birey Aa ise:
Aa × aa → 1 Aa : 1 aa
Bu yöntem, moleküler testlerin bulunmadığı klasik genetik deneylerde bilinmeyen genotipin belirlenmesinde kullanılmıştır.
Metabolizma / Fizyoloji
Mendel genetiği doğrudan bir metabolik yolak değildir. Bununla birlikte kalıtılan aleller, enzimlerin, taşıyıcıların, reseptörlerin ve yapısal proteinlerin miktar veya işlevini değiştirerek metabolik fenotip oluşturabilir.
Bir enzimin normal reaksiyonu:
Substrat → Enzim → Ürün
Enzim aktivitesi azaldığında:
Substrat birikimi + Ürün eksikliği + Alternatif metabolit oluşumu → Klinik fenotip
Fenilketonüride PAH geninin iki alelindeki patojenik değişiklikler fenilalanin hidroksilaz aktivitesini azaltır:
Fenilalanin + Tetrahidrobiyopterin + O₂ → Fenilalanin hidroksilaz → Tirozin
Enzim aktivitesinin azalması fenilalanin birikimine, tirozin üretiminin azalmasına ve alternatif fenilketonların oluşmasına yol açabilir. Tek sağlam PAH alelinin çoğu taşıyıcıda yeterli enzim aktivitesi sağlaması, hastalığın otozomal resesif kalıtılmasının biyokimyasal temelidir.
Ailevi hiperkolesterolemide LDLR geninin tek alelindeki işlev kaybı, LDL reseptörü sayısını azaltabilir:
LDL → LDL reseptörüne bağlanma → Endositoz → Dolaşımdan uzaklaştırılma
LDL reseptörü azalması → LDL temizlenmesinde azalma → Plazma LDL kolesterolünde artış
Orak hücre hastalığında HBB genindeki belirli varyant, beta-globin zincirindeki glutamatın valinle değişmesine neden olur. Deoksijenasyon sırasında hemoglobin S polimerleşir:
Deoksi-HbS → Polimerleşme → Eritrosit deformasyonu → Hemoliz ve damar tıkanması
Heterozigot bireylerde hemoglobin A ve hemoglobin S birlikte üretildiğinden moleküler düzeyde kodominant ekspresyon gözlenir.
Düzenlenme Mekanizmaları
Mendel’in temel oranları tam dominantlık, tam penetrans, bağlantısız genler ve eşit gamet yaşam gücü gibi ideal koşullara dayanır. Gerçek biyolojik sistemlerde farklı genetik mekanizmalar bu oranları değiştirebilir.
Eksik Baskınlık
Heterozigot birey, iki homozigot fenotip arasında ara fenotip gösterir:
AA → Birinci fenotip
Aa → Ara fenotip
aa → İkinci fenotip
Aa × Aa çaprazlamasında genotip ve fenotip oranı:
1 AA : 2 Aa : 1 aa
Kodominantlık
Heterozigot bireyde iki alelin ürünü birlikte ve ayırt edilebilir biçimde ifade edilir. ABO kan grubu sisteminde IA ve IB alelleri kodominanttır:
IAIB → AB kan grubu
Çok Alellilik
Bir genin popülasyonda ikiden fazla alelinin bulunmasıdır. Diploid birey bu alellerden yalnızca ikisini taşır. ABO kan grubu sisteminde IA, IB ve i alelleri bulunur.
Pleiotropi
Tek bir genin birden fazla organ veya fenotipik özelliği etkilemesidir. FBN1 genindeki patojenik varyantlar iskelet, göz ve kardiyovasküler sistemi birlikte etkileyebilir.
Epistaz
Bir gen lokusundaki alellerin başka bir lokusun fenotipik etkisini değiştirmesi veya maskelemesidir. Epistatik etkileşimler klasik 9:3:3:1 oranını değiştirebilir.
Penetrans
Belirli bir genotipi taşıyan bireylerin ne kadarında beklenen fenotipin ortaya çıktığını ifade eder. Penetrans yüzde 100 değilse hastalık alelini taşıyan bazı bireyler belirti göstermeyebilir.
Değişken Ekspresivite
Aynı genotipe sahip bireylerde fenotipin şiddeti veya kapsamının değişmesidir. Diğer genler, yaş, çevre ve rastlantısal hücresel süreçler ekspresiviteyi etkileyebilir.
Gen Bağlantısı
Aynı kromozom üzerinde birbirine yakın bulunan genler bağımsız dağılım göstermeyebilir. Bu genlerin alelleri çoğunlukla birlikte aktarılır. Crossing-over rekombinant gametlerin oluşmasına izin verir.
Görev Alan Enzimler, Proteinler ve Kofaktörler
Mayoz ve kromozom hareketleri ATP gerektirir. DNA replikasyonu için deoksiribonükleotidler, magnezyum iyonları ve hücresel enerji kaynakları kullanılır. Ancak Mendel oranlarını doğrudan belirleyen tek bir enzim veya kofaktör bulunmaz; oranlar kromozomların ve alellerin gametlere dağılımından kaynaklanır.
Doku, Organ ve Hücresel Dağılım
Mendel kalıtımında temel hücresel süreçler gonadlarda gelişen germ hücrelerinde gerçekleşir. Erkeklerde spermatogenez testislerde, kadınlarda oogenez overlerde meydana gelir.
Spermatogonyum → Primer spermatosit → Mayoz I → Sekonder spermatosit → Mayoz II → Spermatid → Sperm
Oogonyum → Primer oosit → Mayoz I → Sekonder oosit → Döllenme → Mayoz II’nin tamamlanması
Germ hattında bulunan bir varyant, gamet yoluyla döllenmiş yumurtaya aktarılır ve gelişen bireyin hücrelerinin büyük bölümünde bulunabilir. Bununla birlikte fenotip yalnızca ilgili genin ifade edildiği veya işlevsel önem taşıdığı dokularda ortaya çıkabilir.
Örneğin PAH varyantı vücuttaki çekirdekli hücrelerin büyük bölümünde bulunmasına rağmen temel biyokimyasal bozukluk, fenilalanin metabolizmasının yoğun gerçekleştiği karaciğerle ilişkilidir. DMD varyantı birçok hücrede bulunmasına rağmen klinik tablo başlıca iskelet ve kalp kasında belirgindir.
Somatik hücrelerde döllenmeden sonra ortaya çıkan varyantlar çoğunlukla sonraki nesle aktarılmaz. Ancak varyant germ hücrelerinin bir bölümünde bulunuyorsa germ hattı mozaikliği gelişebilir ve klinik olarak sağlıklı ebeveynin birden fazla etkilenmiş çocuğu olabilir.
Biyolojik Fonksiyonlar
Mendel kalıtımının biyolojik işlevleri şunlardır:
- Genetik bilginin nesiller boyunca aktarılması
- Alellerin gamet oluşumunda birbirinden ayrılması
- Döllenmeyle diploid genotipin yeniden kurulması
- Homolog kromozomların yavrulara dağıtılması
- Rekombinasyonla yeni alel kombinasyonlarının oluşturulması
- Popülasyon içi genetik çeşitliliğin artırılması
- Kalıtsal özelliklerin kuşaklar boyunca korunması
- Doğal ve yapay seçilim için genetik çeşitlilik sağlanması
- Tek gen özelliklerinin olasılıksal olarak öngörülebilmesi
- Kalıtsal hastalık risklerinin hesaplanabilmesi
Genetik çeşitlilik; mutasyon, crossing-over, bağımsız dağılım ve rastlantısal döllenmeyle oluşur. Bu çeşitlilik bireyler arasında görünüş, metabolizma, bağışıklık, hastalık yatkınlığı ve ilaç yanıtı bakımından farklılıkların ortaya çıkmasına katkıda bulunur.
Klinik ve Patofizyolojik Önemi
Mendel genetiği, tek gen hastalıklarının aile içindeki aktarımının değerlendirilmesinde temel çerçeveyi sağlar. Hastalığın otozomal dominant, otozomal resesif, X’e bağlı dominant veya X’e bağlı resesif kalıtılması, aile bireylerinin riskini önemli ölçüde değiştirir.
Bu olasılıklar her gebelik için yeniden geçerlidir. İki taşıyıcı ebeveynin ilk çocuğunun sağlıklı olması, sonraki gebelikteki yüzde 25 hastalık riskini değiştirmez.
Kalıtım modelinin bilinmesi şu uygulamalara katkı sağlar:
- Soy ağacı analizi
- Taşıyıcılık değerlendirmesi
- Aile bireylerinde hedefli genetik test
- Tekrarlama riskinin hesaplanması
- Prenatal tanı seçeneklerinin değerlendirilmesi
- Preimplantasyon genetik test planlaması
- Genetik danışmanlık
- Hastalığın erken tanı ve izlem programlarının oluşturulması
Bununla birlikte yalnızca soy ağacına bakılarak kesin tanı konulamaz. Küçük aile büyüklüğü, eksik penetrans, de novo varyant, yanlış aile öyküsü ve mozaiklik kalıtım örüntüsünü belirsizleştirebilir. Kesin değerlendirme moleküler veya sitogenetik testlerle desteklenmelidir.
Eksiklik, Fazlalık ve Bozukluk Durumları
Null alel, işlevsel gen ürününün hiç üretilemediği veya tamamen işlevsiz olduğu aleldir.
Hipomorfik alel, gen ürününün miktar veya etkinliğini kısmen azaltır.
Hipermorfik alel, normal gen ürününün miktar veya etkinliğini artırır.
Neomorfik alel, gene yeni veya normal dışı bir işlev kazandırır.
Antimorfik alel, varyant proteinin normal protein ürününün işlevini bozduğu dominant-negatif etki oluşturur.
Haployetersizlik, tek sağlam alelin yeterli miktarda gen ürünü oluşturamamasıdır.
Öldürücü alel, belirli genotipte embriyonik, fetal veya doğum sonrası ölümle sonuçlanabilen aleldir. Homozigot durumda öldürücü olan dominant bir fenotip aleli, yaşayan yavrularda beklenen oranı değiştirebilir:
Aa × Aa → 1 AA : 2 Aa : 1 aa
AA yaşamla uyumsuzsa yaşayan yavrular:
2 Aa : 1 aa
Ayrılmama, homolog kromozomların veya kardeş kromatidlerin mayoz sırasında farklı hücrelere ayrılamamasıdır. Bu olay fazla veya eksik kromozom taşıyan gametlerin oluşmasına neden olabilir.
Segregasyon bozulması, belirli alellerin gametlere beklenen yüzde 50 oranından farklı biçimde aktarılmasıdır. Gamet yaşam gücü, mayotik sürüklenme veya döllenme başarısındaki farklılıklar bu duruma katkıda bulunabilir.
Gen bağlantısı, aynı kromozom üzerindeki yakın genlerin birlikte aktarılması nedeniyle bağımsız dağılım ilkesinden sapmaya yol açar.
Mozaiklik, aynı bireyde genetik olarak farklı hücre topluluklarının bulunmasıdır. Mozaiklik hastalığın şiddetini ve tekrarlama riskini değiştirebilir.
İlişkili Hastalıklar ve Klinik Tablolar
Tek bir genle ilişkili hastalıklar bile penetrans, ekspresivite, modifier genler ve çevresel etkiler nedeniyle aile bireylerinde farklı şiddette ortaya çıkabilir. Bu nedenle teorik Mendel oranları klinik fenotipin kesin şiddetini öngörmez.
Beslenme, İlaç ve Çevresel Faktörlerle İlişki
Mendel genetiğinde genotip kalıtsal temeli oluşturur; ancak çevresel faktörler fenotipin ortaya çıkmasını ve şiddetini değiştirebilir.
Fenilketonüride PAH genotipi değişmeden kalmasına rağmen fenilalaninden kısıtlı beslenme, fenilalanin birikimini azaltarak nörolojik hasarın önlenmesine katkıda bulunabilir.
Glukoz-6-fosfat dehidrogenaz eksikliğinde bazı ilaçlar, enfeksiyonlar ve bakla tüketimi oksidatif stresi artırarak hemolitik atağı tetikleyebilir. Genetik enzim eksikliği yaşam boyu bulunmasına rağmen klinik belirtiler çevresel maruziyetlerle ortaya çıkabilir.
Ailevi hiperkolesterolemide genetik LDL reseptör bozukluğu temel nedendir; fakat beslenme, fiziksel aktivite, sigara, eşlik eden diyabet ve lipit düşürücü ilaçlar kardiyovasküler riskin düzeyini değiştirebilir.
Farmakogenetik varyantlar ilaçların metabolizmasını veya toksisite riskini etkileyebilir. CYP2C19, CYP2D6, TPMT, NUDT15, DPYD ve UGT1A1 gibi genlerdeki varyantlar bazı ilaçların doz gereksinimini değiştirebilir.
Akraba evliliği yeni resesif alel oluşturmaz. Ancak ortak atadan gelen aynı nadir alelin iki eşte birlikte bulunma olasılığını artırabilir. Bu nedenle otozomal resesif hastalıkların çocuklarda ortaya çıkma olasılığı artabilir.
Radyasyon ve mutajenik kimyasallar germ hücrelerinde yeni DNA değişiklikleri oluşturabilir. Ancak çevresel bir etkenin meydana getirdiği somatik değişiklik, germ hattına ulaşmadığı sürece Mendel kalıtımıyla sonraki nesle aktarılmaz.
Kısaltmalar ve Açılımları
DNA: Deoksiribonükleik Asit. Kalıtsal bilginin depolandığı temel nükleik asittir.
RNA: Ribonükleik Asit. Genetik bilginin ifade edilmesi ve protein sentezinde görev alan nükleik asittir.
P: Parental Generation – Ebeveyn Kuşağı. Genetik çaprazlamada başlangıçta kullanılan ebeveyn bireyleri ifade eder.
F₁: First Filial Generation – Birinci Yavru Kuşağı. P kuşağındaki ebeveynlerin çaprazlanmasıyla oluşan ilk kuşaktır.
F₂: Second Filial Generation – İkinci Yavru Kuşağı. F₁ bireylerinin çaprazlanmasıyla oluşan kuşaktır.
AD: Autosomal Dominant – Otozomal Dominant. Tek patojenik alelin fenotip oluşturabildiği kalıtım modelidir.
AR: Autosomal Recessive – Otozomal Resesif. Fenotipin çoğunlukla aynı genin iki alelinin de etkilenmesiyle ortaya çıktığı kalıtım modelidir.
XLD: X-Linked Dominant – X’e Bağlı Dominant. X kromozomundaki tek patojenik alelin fenotip oluşturabildiği kalıtım biçimidir.
XLR: X-Linked Recessive – X’e Bağlı Resesif. X kromozomundaki resesif alelin özellikle tek X kromozomu taşıyan bireylerde fenotip oluşturduğu kalıtım biçimidir.
cM: Centimorgan – Sentimorgan. Yüzde 1 rekombinasyon sıklığına karşılık gelen genetik harita birimidir.
PAH: Phenylalanine Hydroxylase – Fenilalanin Hidroksilaz. Fenilalanini tirozine dönüştüren enzimdir.
CFTR: Cystic Fibrosis Transmembrane Conductance Regulator. Klor ve bikarbonat taşınmasında görev yapan iyon kanalıdır.
LDLR: Low-Density Lipoprotein Receptor – Düşük Yoğunluklu Lipoprotein Reseptörü. LDL parçacıklarının hücre içine alınmasını sağlar.
HBB: Hemoglobin Subunit Beta – Hemoglobin Beta Alt Birimi. Hemoglobinin beta-globin zincirini kodlayan gendir.
FBN1: Fibrillin 1. Bağ dokusu mikrofibrillerinde görev yapan fibrillin-1 proteinini kodlar.
DMD: Dystrophin. Kas hücresi zarının mekanik bütünlüğünü destekleyen distrofin proteinini kodlayan gendir.
FGFR3: Fibroblast Growth Factor Receptor 3 – Fibroblast Büyüme Faktörü Reseptörü 3. Kemik büyümesi ve hücresel sinyal iletiminde görev alan reseptördür.
Kaynakça
- Mendel, G. (1866). Versuche über Pflanzen-Hybriden. Verhandlungen des Naturforschenden Vereines in Brünn, 4, 3–47.
- Griffiths, A. J. F., Doebley, J., Peichel, C., & Wassarman, D. A. (2020). An introduction to genetic analysis (12th ed.). W. H. Freeman.
- Pierce, B. A. (2020). Genetics: A conceptual approach (7th ed.). W. H. Freeman.
- Snustad, D. P., & Simmons, M. J. (2016). Principles of genetics (7th ed.). John Wiley & Sons.
- Jorde, L. B., Carey, J. C., & Bamshad, M. J. (2019). Medical genetics (6th ed.). Elsevier.
- Nussbaum, R. L., McInnes, R. R., & Willard, H. F. (2016). Thompson & Thompson genetics in medicine (8th ed.). Elsevier.
- Strachan, T., & Read, A. P. (2018). Human molecular genetics (5th ed.). Garland Science.
- Sutton, W. S. (1903). The chromosomes in heredity. Biological Bulletin, 4(5), 231–250.
- Morgan, T. H. (1910). Sex limited inheritance in Drosophila. Science, 32(812), 120–122.
- Sturtevant, A. H. (1913). The linear arrangement of six sex-linked factors in Drosophila, as shown by their mode of association. Journal of Experimental Zoology, 14(1), 43–59.