Laborant

Protein Sentezi ve Yıkımı

Protein Sentezi ve Yıkımı bölümüne ait akademik içerikler, görseller ve ders notları.

Özet

Protein sentezi ve yıkımı, hücrede protein homeostazını sağlayan iki temel ve karşılıklı dengelenen biyokimyasal süreçtir. Protein sentezi; çekirdekte DNA’dan pre-mRNA sentezlenmesi, mRNA’nın kapaklanma, poli-A kuyruğu eklenmesi ve splicing işlemleriyle olgunlaşması, sitoplazmaya taşınması ve ribozomlarda translasyonla polipeptid zincirine çevrilmesi basamaklarını içerir. Translasyonda mRNA, tRNA, ribozomal alt birimler, aminoasil-tRNA sentetazlar, başlama, uzama ve sonlanma faktörleri ile ATP/GTP kullanılır. Yeni sentezlenen proteinler sitozolde, granüllü endoplazmik retikulumda, Golgi cisimciğinde ve hedef organellerde katlanma, kalite kontrol ve post-translasyonel modifikasyonlardan geçer; fosforilasyon, glikozilasyon, asetilasyon, metilasyon, disülfid bağı oluşumu ve proteolitik işlenme proteinlerin işlevini, stabilitesini ve hücresel yerleşimini belirler. Protein yıkımı ise kısa ömürlü, hasarlı, yanlış katlanmış veya işlevini tamamlamış proteinlerin ubikuitin-proteazom sistemi, otofaji-lizozomal yol ve ER ile ilişkili yıkım sistemi üzerinden parçalanmasını kapsar. Ubikuitin-proteazom yolunda E1, E2 ve E3 enzimleri hedef proteinleri ubikuitinle işaretler ve 26S proteazom bu proteinleri peptitlere ayırır. Otofaji-lizozomal yol uzun ömürlü proteinlerin, protein agregatlarının ve hasarlı organellerin yıkımında; ERAD ise ER’de yanlış katlanmış proteinlerin proteazomal yıkıma yönlendirilmesinde görev alır. mTORC1 amino asit, insülin ve büyüme faktörü sinyalleriyle protein sentezini artırırken; AMPK enerji yetersizliğinde sentezi azaltıp otofajiyi destekleyebilir. Klinik olarak protein sentezi ve yıkımı dengesi sarkopeni, kaşeksi, malnütrisyon, kas kaybı, nörodejeneratif protein agregasyon hastalıkları, ER stresi, inflamasyon ve kanser biyolojisiyle ilişkilidir. Laboratuvar değerlendirmede serum albumin/prealbumin, üre/BUN, azot dengesi, kreatin kinaz, CRP, idrar 3-metilhistidin ve beslenme-inflamasyon göstergeleri klinik tabloyla birlikte yorumlanmalıdır.

Tanım

Protein sentezi ve yıkımı, hücrede protein homeostazını sağlayan iki temel ve karşılıklı dengelenen biyokimyasal süreçtir. Protein sentezi; DNA’daki genetik bilginin çekirdekte mRNA’ya aktarılması, mRNA’nın işlenmesi, sitoplazmaya taşınması ve ribozomlarda amino asit dizisine çevrilmesiyle gerçekleşir. Protein yıkımı ise hasarlı, yanlış katlanmış, kısa ömürlü, fazla veya işlevini tamamlamış proteinlerin proteazom, lizozom-otofaji sistemi ya da ER ile ilişkili yıkım yolları üzerinden parçalanmasıdır. Bu iki süreç birlikte proteostaz olarak adlandırılan protein dengesini oluşturur ve hücresel işlev, büyüme, yenilenme, stres yanıtı ve yaşamsal metabolik devamlılık için zorunludur. (PMC)

Protein sentezi yeni proteinlerin üretilmesini, protein yıkımı ise proteinlerin kalite kontrolünü ve amino asit havuzunun yenilenmesini sağlar. Sentez ve yıkım arasındaki dengenin bozulması kas kaybı, sarkopeni, kaşeksi, nörodejeneratif protein agregasyon hastalıkları, endoplazmik retikulum stresi, inflamasyon, kanser biyolojisi ve doğuştan ya da edinsel proteostaz bozukluklarıyla ilişkilidir. (PMC)

Görsel Açıklaması

Görselde “Protein Sentezi ve Yıkımı Metabolik Akışı” başlığı altında protein homeostazının iki ana yönü olan protein sentezi ve protein yıkımı hücresel bölmelere göre gösterilmiştir. Sol bölümde protein sentezi, çekirdekte DNA’dan pre-mRNA oluşumu ve mRNA işlenmesiyle başlar. mRNA’nın 5′ kapaklanması, poli-A kuyruğu eklenmesi ve kesilip birleştirilmesi tamamlandıktan sonra olgun mRNA sitoplazmaya çıkar. Sitoplazmada ribozomlar mRNA’yı okuyarak translasyonu başlatır; başlama, uzama ve sonlanma basamakları sonucunda polipeptid zinciri sentezlenir. Eukaryotik translasyon genel olarak başlama, uzama, sonlanma ve ribozom geri dönüşümü evreleriyle tanımlanır. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)

Görselde serbest ribozomlar ile granüllü endoplazmik retikuluma bağlı ribozomlar ayrılmıştır. Serbest ribozomlarda çoğunlukla sitozolik, nükleer, mitokondriyal ve peroksizomal proteinler sentezlenirken; granüllü ER’ye bağlı ribozomlarda salgı proteinleri, membran proteinleri ve lizozomal proteinlerin önemli bir bölümü sentezlenir. ER’de katlanma ve kalite kontrol basamaklarından geçen proteinler Golgi cisimciğine taşınabilir ve buradan hedef lokasyonlara yönlendirilir. Yanlış katlanmış veya kalite kontrolden geçemeyen ER proteinleri ERAD yoluyla sitozole çıkarılarak proteazomal yıkıma gönderilebilir. (PMC)

Sağ bölümde protein yıkımı üç ana yolla gösterilmiştir. Ubikuitin-proteazom sistemi, kısa ömürlü, düzenleyici veya yanlış katlanmış proteinlerin ubikuitin işaretlenmesiyle 26S proteazoma yönlendirilmesini sağlar. Otofaji-lizozomal yol, uzun ömürlü proteinlerin, protein agregatlarının ve hasarlı organellerin otofagozom-lizozom birleşmesi sonrası parçalanmasını kapsar. ERAD, ER’de yanlış katlanmış proteinlerin tanınması, retrotranslokasyonu, ubikuitinlenmesi ve proteazomda yıkımıyla ilişkili özel bir kalite kontrol yoludur. (PMC)

Görselin alt bölümünde düzenleme, klinik önem, laboratuvar bağlantıları ve kısaltmalar verilmiştir. mTORC1, amino asit ve büyüme faktörü varlığında protein sentezini destekleyen; AMPK, enerji azlığında sentezi azaltıp otofajiyi artırabilen önemli düzenleyici yollardan biridir. UPR, ER’de katlanmamış protein birikimi olduğunda protein sentezi, katlanma kapasitesi, ERAD ve hücresel stres yanıtını düzenleyen kalite kontrol mekanizmasıdır. (PMC)

Akademik Açıklama

Protein sentezi, genetik bilginin işlevsel proteinlere dönüştürülmesini sağlayan merkezi biyolojik süreçtir. Eukaryotik hücrelerde bu süreç çekirdekte transkripsiyonla başlar. DNA’daki gen dizisi RNA polimeraz II aracılığıyla pre-mRNA’ya aktarılır. Pre-mRNA daha sonra kapaklanma, poliadenilasyon ve splicing gibi işlemlerden geçerek olgun mRNA hâline gelir. Olgun mRNA sitoplazmaya taşındıktan sonra ribozom tarafından okunur ve kodon dizisine uygun amino asit sırası oluşturulur. Translasyon, mRNA, tRNA, ribozom, aminoasil-tRNA sentetazlar, başlama faktörleri, uzama faktörleri, sonlanma faktörleri, GTP ve ATP gerektiren yüksek düzeyde düzenlenmiş bir süreçtir. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)

Translasyonun başlama basamağı özellikle düzenleyici öneme sahiptir. Eukaryotik başlama faktörleri, küçük ribozomal alt birimin mRNA ile birleşmesini, başlangıç kodonunun tanınmasını ve büyük ribozomal alt birimin katılmasını sağlar. Uzama sırasında aminoasil-tRNA’lar ribozoma getirilir, peptid bağı oluşur ve ribozom mRNA üzerinde kodon kodon ilerler. Sonlanma basamağında stop kodonları eukaryotik salıverme faktörleri tarafından tanınır ve yeni sentezlenen polipeptid ribozomdan ayrılır. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)

Yeni sentezlenen polipeptidlerin işlevsel proteinlere dönüşmesi yalnızca amino asit dizisinin oluşmasına bağlı değildir. Proteinlerin doğru katlanması, uygun hücresel bölmeye taşınması ve gerektiğinde post-translasyonel modifikasyonlardan geçmesi gerekir. Fosforilasyon, glikozilasyon, asetilasyon, metilasyon, disülfid bağı oluşumu, proteolitik işleme ve lipid modifikasyonları proteinlerin işlevini, stabilitesini, lokalizasyonunu ve etkileşimlerini belirleyebilir. Moleküler şaperonlar, özellikle Hsp70, Hsp90 ve ER’de BiP/GRP78 gibi proteinler, yeni sentezlenen veya stres altında katlanması bozulan proteinlerin doğru yapıya ulaşmasına yardım eder. (PMC)

Protein yıkımı, hücrede kalite kontrol ve metabolik yenilenme açısından protein sentezi kadar önemlidir. Ubikuitin-proteazom sistemi, seçici protein yıkımının temel yollarından biridir. Bu sistemde E1, E2 ve E3 enzimleri aracılığıyla hedef proteinlere ubikuitin zincirleri bağlanır. E3 ligazlar hedef seçiciliğinde kritik rol oynar. Poliubikuitinlenmiş proteinler 26S proteazom tarafından tanınır, açılır ve küçük peptidlere parçalanır. Oluşan peptidler daha sonra amino asitlere kadar yıkılabilir ve amino asit havuzuna geri kazandırılabilir. (PMC)

Otofaji-lizozomal sistem, özellikle uzun ömürlü proteinlerin, büyük protein komplekslerinin, agregatların ve hasarlı organellerin yıkımında önemlidir. Makrootofajide sitoplazmik materyal çift membranlı otofagozom içine alınır; otofagozom lizozomla birleşir ve lizozomal hidrolazlar içerikleri parçalar. Bu yol açlık, enerji stresi, organel hasarı, protein agregasyonu ve hücresel stres yanıtlarında aktifleşebilir. Böylece protein yıkımı yalnızca atık temizleme mekanizması değil, aynı zamanda hücresel adaptasyon ve hayatta kalma sistemidir. (PMC)

Metabolizma / Fizyoloji

Protein sentezi ve yıkımı, hücrenin amino asit havuzu ile doğrudan bağlantılıdır. Sentez için gerekli amino asitler diyet proteinlerinden, endojen protein yıkımından veya metabolik dönüşümlerden sağlanır. Protein sentezi sırasında amino asitler ATP harcanarak aminoasil-tRNA sentetazlar tarafından ilgili tRNA’lara bağlanır. Ribozom bu yüklü tRNA’ları kullanarak mRNA kodonlarına uygun polipeptid zinciri oluşturur. Bu nedenle protein sentezi enerji açısından maliyetli bir süreçtir ve hücrenin besin, enerji ve büyüme faktörü durumuna duyarlıdır. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)

Hücresel yerleşim açısından protein sentezinin ilk genetik basamağı çekirdekte, translasyon basamağı ise sitozolde veya granüllü ER’ye bağlı ribozomlarda gerçekleşir. Sitozolik ribozomlarda sentezlenen proteinler sitozolde kalabilir veya özel hedefleme sinyalleriyle çekirdek, mitokondri, peroksizom gibi bölmelere taşınabilir. Sinyal peptidi taşıyan proteinler ise translasyon sırasında ER’ye yönlendirilir. ER’de katlanan proteinler Golgi cisimciğine taşınır; burada glikozilasyon ve sınıflandırma gibi işlemlerle plazma membranı, lizozom veya hücre dışına salgı yollarına gönderilir. (PMC)

Protein yıkımı proteinin tipine ve hücresel konumuna göre farklı sistemlerle yürütülür. Kısa ömürlü düzenleyici proteinler, yanlış katlanmış sitozolik proteinler ve birçok nükleer protein çoğunlukla ubikuitin-proteazom sistemiyle yıkılır. Uzun ömürlü proteinler, organeller ve büyük agregatlar otofaji-lizozomal sistemle parçalanır. ER’de katlanma kusuru gösteren proteinler ise ERAD aracılığıyla sitozole çıkarılır, ubikuitinlenir ve proteazoma yönlendirilir. Bu sistemlerin birlikte çalışması protein kalite kontrolünü ve hücresel proteostazı sürdürür. (PMC)

mTORC1, amino asit bolluğu, insülin, IGF-1 ve enerji yeterliliği gibi anabolik sinyallere yanıt vererek protein sentezini destekler ve otofajiyi baskılayabilir. Buna karşılık AMPK, enerji azlığı ve hücresel stres koşullarında mTORC1 aktivitesini azaltabilir, protein sentezini sınırlayabilir ve otofajiyi artırabilir. Bu nedenle protein metabolizması yalnızca substrat varlığına değil, hücrenin enerji durumu ve sinyal yollarına göre de düzenlenir. (PMC)

ER protein yükü arttığında veya yanlış katlanmış proteinler biriktiğinde UPR aktive olur. UPR, protein sentezini geçici olarak azaltabilir, ER şaperonlarını artırabilir, ERAD kapasitesini güçlendirebilir ve stres çözülemezse hücresel ölüm yollarını tetikleyebilir. Bu mekanizma, salgı proteinleri ve membran proteinleri yoğun üreten hücrelerde özel önem taşır. (PMC)

Görev Alan Enzimler ve Proteinler

Protein sentezinde RNA polimeraz II, pre-mRNA sentezinde görev alır. mRNA işlenmesinde kapaklanma enzimleri, poliadenilasyon kompleksleri ve spliceosome bileşenleri rol oynar. Translasyonda 40S ve 60S ribozomal alt birimler, mRNA, tRNA, aminoasil-tRNA sentetazlar, eukaryotik başlama faktörleri, uzama faktörleri ve salıverme faktörleri görev alır. Aminoasil-tRNA sentetazlar, doğru amino asidin doğru tRNA’ya bağlanmasını sağlayarak translasyon doğruluğunun temel belirleyicilerindendir. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)

Protein katlanması ve kalite kontrolünde Hsp70, Hsp90, BiP/GRP78, protein disülfid izomeraz ve kalneksin-kalretikulin gibi şaperon sistemleri önemlidir. Bu proteinler, yeni sentezlenen polipeptidlerin yanlış katlanmasını önlemeye, katlanma ara durumlarını stabilize etmeye ve hatalı proteinleri kalite kontrol yollarına yönlendirmeye yardımcı olur. ER şaperonları özellikle salgı ve membran proteinlerinin doğru katlanması açısından kritiktir. (PMC)

Post-translasyonel modifikasyonlarda protein kinazlar, fosfatazlar, glikoziltransferazlar, asetiltransferazlar, metiltransferazlar, proteazlar ve disülfid bağı oluşumunu düzenleyen enzimler görev alır. Bu enzimler proteinlerin aktivitesini, yarı ömrünü, hücresel yerleşimini ve etkileşim ağlarını değiştirir. Bu nedenle protein sentezinin biyolojik sonucu, yalnızca translasyonla değil, translasyon sonrası işleme basamaklarıyla belirlenir.

Protein yıkımında E1 ubikuitin aktive edici enzim, E2 ubikuitin taşıyıcı enzim, E3 ubikuitin ligaz, 26S proteazom, 19S düzenleyici kapak ve 20S proteolitik çekirdek ubikuitin-proteazom sisteminin ana bileşenleridir. E3 ligazlar hedef protein seçiciliğini sağlar. Proteazom, poliubikuitinlenmiş proteinleri tanır, proteini açar ve peptidlere ayırır. (PMC)

Otofaji yolunda ATG proteinleri, ULK1 kompleksi, Beclin-1/VPS34 kompleksi, LC3 lipidasyonu, p62/SQSTM1 gibi seçici otofaji adaptörleri ve lizozomal hidrolazlar görev alır. Lizozom içinde katepsinler ve diğer asidik hidrolazlar proteinlerin parçalanmasını sağlar. ERAD yolunda ise yanlış katlanmış ER proteinlerinin tanınması, retrotranslokasyonu, ubikuitinlenmesi ve proteazomal yıkımı için ER membran kompleksleri, AAA ATPaz p97/VCP, E3 ligazlar ve proteazom birlikte çalışır. (PMC)

Klinik Önemi

Protein sentezi ve yıkımı dengesi, kas kütlesi, bağışıklık yanıtı, yara iyileşmesi, nörolojik işlev, karaciğer sentez kapasitesi ve metabolik adaptasyon için temel öneme sahiptir. Protein sentezi yetersiz kaldığında veya protein yıkımı sentezi aştığında negatif protein dengesi, kas kaybı, sarkopeni, kaşeksi ve iyileşme gecikmesi gelişebilir. Yaşlanma, immobilizasyon, yetersiz protein alımı, kronik inflamasyon, malignite ve ağır hastalık bu dengeyi bozabilir. (PMC)

Sarkopeni ve kaşekside protein sentezi ile protein yıkımı arasındaki denge bozulur. Sarkopeni genellikle yaşlanmayla ilişkili kas kütlesi ve kas fonksiyonu kaybıyla karakterizedir. Kaşeksi ise kronik inflamasyon, malignite, kalp yetmezliği, kronik böbrek hastalığı veya kronik enfeksiyon gibi durumlarda gelişebilen kompleks katabolik bir tablodur. Bu durumlarda yalnızca amino asit eksikliği değil, inflamatuvar sinyal yolları, hormonal değişiklikler, enerji dengesizliği ve proteoliz artışı birlikte rol oynar. (PMC)

Protein kalite kontrol sistemlerinin bozulması nörodejeneratif hastalıklar ve protein agregasyon bozuklukları açısından önemlidir. Yanlış katlanmış proteinlerin yeterince temizlenememesi agregat birikimine, ER stresine, proteazom yüklenmesine ve otofaji bozukluklarına katkıda bulunabilir. Proteostaz ağının yaşlanma ve nörodejeneratif hastalıklarda bozulduğu çok sayıda çalışma tarafından desteklenmektedir. (PMC)

Ubikuitin-proteazom sistemi ve otofaji, kanser biyolojisi ve tedavi hedefleri açısından da önemlidir. Proteazom inhibitörleri bazı hematolojik malignitelerde tedavi yaklaşımı olarak kullanılır. Otofaji ise hücresel bağlama göre tümör baskılayıcı veya tümör hücresinin stres altında hayatta kalmasını destekleyici etki gösterebilir. Bu nedenle protein yıkım yolları klinik farmakoloji ve hedefe yönelik tedaviler açısından önem taşır. (Europe PMC)

Metabolik Aktiviteyi Artıran Koşullar

Protein sentezi; yeterli esansiyel amino asit varlığı, özellikle lösin gibi amino asit sinyalleri, insülin/IGF-1 etkisi, direnç egzersizi, büyüme, gebelik, yara iyileşmesi, doku onarımı ve anabolik hormonal ortamda artabilir. mTORC1 aktivasyonu, amino asit yeterliliği ve büyüme faktörü sinyalleriyle protein sentezini destekleyen temel düzenleyici mekanizmalardan biridir. (PMC)

Protein yıkımı ise açlık, enerji yetersizliği, uzun süreli immobilizasyon, inflamasyon, travma, yanık, sepsis, glukokortikoid fazlalığı, oksidatif stres, ER stresi, hasarlı protein birikimi ve organel hasarı gibi durumlarda artabilir. Bu koşullarda ubikuitin-proteazom sistemi, otofaji-lizozomal sistem ve ERAD farklı derecelerde aktive olabilir. Otofaji özellikle besin yetersizliği ve enerji stresi sırasında amino asit geri kazanımı ve hücresel adaptasyon açısından önemlidir. (PMC)

Yoğun egzersiz ve kas yüklenmesi kısa vadede protein hasarı ve yıkım işaretlerini artırabilse de uygun beslenme ve toparlanma ile uzun vadede protein sentezi ve kas adaptasyonu desteklenebilir. Bu nedenle protein sentezi ve yıkımı tek yönlü süreçler olarak değil, doku yenilenmesi ve adaptasyonun parçası olarak değerlendirilmelidir. (PMC)

Metabolik Aktiviteyi Azaltan Koşullar

Protein sentezi; protein-enerji malnütrisyonu, esansiyel amino asit eksikliği, ciddi karaciğer yetmezliği, insülin/IGF-1 sinyal azalması, kronik inflamasyon, enerji yetersizliği, ribozomal veya translasyon faktörü bozuklukları, ER stresi ve bazı ilaç etkileriyle azalabilir. Enerji azalmasında AMPK aktivasyonu ve mTORC1 baskılanması protein sentezinin düşmesine katkı sağlayabilir. (PMC)

Protein yıkımı, lizozomal hastalıklar, otofaji kusurları, proteazom fonksiyon bozuklukları, ERAD yetersizliği veya protein kalite kontrol ağının bozulduğu durumlarda patolojik olarak azalabilir. Bu durumda hasarlı proteinler ve agregatlar birikebilir, hücresel stres artabilir ve proteostaz bozulabilir. Yaşlanma ve bazı nörodejeneratif hastalıklarda proteostaz kapasitesinin azalması önemli bir patobiyolojik özellik olarak değerlendirilir. (PMC)

Aşırı veya kontrolsüz protein yıkımının azaltılması her zaman yararlı değildir; çünkü protein yıkımı aynı zamanda kalite kontrol ve yenilenme mekanizmasıdır. Proteazom veya otofaji aktivitesinin gereğinden fazla baskılanması yanlış katlanmış protein birikimini artırabilir. Bu nedenle sentez-yıkım dengesi, doku tipi, metabolik durum ve hastalık bağlamına göre yorumlanmalıdır.

Laboratuvar Yorumu

Protein sentezi ve yıkımıyla ilişkili laboratuvar değerlendirme tek bir testle yapılamaz; sonuçlar klinik tablo, beslenme durumu, inflamasyon, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarıyla birlikte yorumlanmalıdır. Serum albumin ve prealbumin/transtiretin sentez kapasitesi ve beslenme durumu hakkında dolaylı bilgi verebilir; ancak inflamasyon, karaciğer hastalığı, sıvı dengesi ve akut faz yanıtından belirgin şekilde etkilenir. Bu nedenle albumin ve prealbumin tek başına “protein sentezi göstergesi” olarak yorumlanmamalıdır.

Üre/BUN, amino asit katabolizması ve azot atılımı hakkında bilgi verir. Yüksek protein yıkımı, yüksek protein alımı, gastrointestinal kanama, dehidratasyon veya böbrek fonksiyon bozukluğu BUN düzeyini artırabilir. Düşük BUN ise düşük protein alımı, ağır karaciğer yetmezliği veya artmış anabolik gereksinimlerle ilişkili olabilir. Azot dengesi değerlendirmesi, özellikle yoğun bakım ve klinik beslenme bağlamında protein alımı ile azot kaybı arasındaki ilişkiyi göstermede kullanılabilir.

Kreatin kinaz, kas hücre hasarının önemli laboratuvar göstergesidir. Rabdomiyoliz, travma, yoğun egzersiz, inflamatuvar miyopatiler, bazı ilaçlar ve kas hastalıklarında CK yükselebilir. CK yüksekliği protein yıkımının doğrudan kantitatif ölçümü değildir; daha çok kas hücre membran bütünlüğünün bozulduğunu ve kas içi enzimin kana geçtiğini gösterir.

İdrar 3-metilhistidin ölçümü, özellikle aktin ve miyozin gibi miyofibriller proteinlerin yıkımıyla ilişkilendirilen araştırma veya seçilmiş klinik bağlamlarda kullanılan bir göstergedir. Ancak diyet et alımı, böbrek fonksiyonu, kas kütlesi ve örnekleme koşulları sonucu etkileyebilir. CRP gibi inflamasyon belirteçleri, protein yıkımı ve negatif protein dengesi yorumunda önemlidir; çünkü inflamatuvar durumlar hem protein sentezini hem de proteolizi belirgin şekilde değiştirebilir.

Kısaltmalar ve Açılımları

DNA: Deoksiribonükleik asit
mRNA: Mesajcı RNA
pre-mRNA: Olgunlaşmamış mesajcı RNA
tRNA: Transfer RNA
rRNA: Ribozomal RNA
ER: Endoplazmik retikulum
RER: Granüllü endoplazmik retikulum
UPS: Ubikuitin-proteazom sistemi
UPR: Katlanmamış protein yanıtı
ERAD: ER ile ilişkili protein yıkımı
Ub: Ubikuitin
E1: Ubikuitin aktive edici enzim
E2: Ubikuitin taşıyıcı enzim
E3: Ubikuitin ligaz
ATG: Otofaji ilişkili proteinler
LC3: Mikrotübül ilişkili protein 1 hafif zincir 3
p62 / SQSTM1: Seçici otofaji adaptör proteini
mTORC1: Memeli hedefi rapamisin kompleks 1
AMPK: AMP ile aktive olan protein kinaz
IGF-1: İnsülin benzeri büyüme faktörü 1
Hsp70 / Hsp90: Isı şoku proteinleri
BiP / GRP78: ER şaperonu
ATP: Adenozin trifosfat
GTP: Guanozin trifosfat
BUN: Kan üre azotu
CK: Kreatin kinaz
CRP: C-reaktif protein

Kaynakça

  1. Blanchet S, et al. Translation Phases in Eukaryotes. NCBI Bookshelf. 2022. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
  2. Jia X, et al. Protein translation: biological processes and therapeutic opportunities. 2024. (PMC)
  3. Jackson RJ, Hellen CUT, Pestova TV. The mechanism of eukaryotic translation initiation and principles of its regulation. 2010. (Traduccion)
  4. Ciechanover A. The ubiquitin-proteasome pathway: the complexity and myriad functions of proteins death. 1998. (PMC)
  5. Li Y, et al. Ubiquitination-Proteasome System and Autophagy: Two major protein degradation systems. 2022. (PMC)
  6. Wang D, et al. The different roles of selective autophagic protein degradation in mammalian cells. 2015. (PMC)
  7. Wu X, Rapoport TA. Mechanistic insights into ER-associated protein degradation. 2018. (PMC)
  8. Hetz C, Zhang K, Kaufman RJ. Mechanisms, regulation and functions of the unfolded protein response. 2020. (PMC)
  9. Meijer AJ, et al. Regulation of autophagy by amino acids and MTOR-dependent signal transduction. 2014. (PMC)
  10. Kim IY, et al. Understanding Muscle Protein Dynamics. 2020. (PMC)