Akçaağaç Şurubu İdrar Hastalığı
Akçaağaç şurubu idrar hastalığı, dallı zincirli amino asitler olan lösin, izolösin ve valinin yıkımında görev alan dallı zincirli α-ketoasit dehidrogenaz kompleksinin aktivitesinin azalması veya kaybı sonucu gelişen otozomal resesif bir amino asit metabolizması bozukluğudur. Normalde lösin, izolösin ve valin önce dallı zincirli amino asit aminotransferaz aracılığıyla karşılık gelen α-ketoasitlere dönüştürülür; ardından bu ketoasitler mitokondri matriksinde BCKDH kompleksiyle oksidatif dekarboksilasyona uğrayarak enerji metabolizmasına katılır. MSUD’de bu ikinci basamak bozulduğu için lösin, izolösin, valin ve bunların ketoasitleri birikir. Özellikle lösin ve α-ketoizokaproat nörotoksisite açısından kritik öneme sahiptir; yüksek lösin düzeyi beyin amino asit taşınmasını, enerji metabolizmasını ve nörotransmitter dengesini bozarak letarji, irritabilite, beslenme güçlüğü, kusma, hipotoni, nöbet, ensefalopati ve serebral ödem riskine yol açabilir. Hastalığın klasik formu genellikle yenidoğan döneminde ağır seyrederken, intermittent ve intermediate formlar katabolik stres dönemlerinde dekompanse olabilir; tiamin yanıtlı formda ise rezidüel enzim aktivitesi tiamin desteğiyle kısmen artabilir. Klinik olarak idrar, ter veya kulak kirinde akçaağaç şurubu benzeri tatlı koku görülebilir, ancak bu bulgu her zaman belirgin değildir. Tanıda yenidoğan taraması, plazma amino asit analizi, alloisolösin varlığı, idrar organik asit analizi, kan gazı, ketonlar, glukoz, amonyak, laktat ve moleküler genetik doğrulama birlikte değerlendirilir. Tedavide temel yaklaşım BCAA kısıtlı tıbbi beslenme, lösin yükünün azaltılması, izolösin ve valin dengesinin korunması, yeterli enerji desteği, katabolizmanın önlenmesi, akut metabolik kriz yönetimi, tiamin yanıtlı olgularda B1 desteği ve ağır krizlerde toksin azaltıcı yöntemlerin uygulanmasıdır. Erken tanı, düzenli plazma amino asit izlemi ve dikkatli metabolik kontrol, kalıcı nörolojik hasarın önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Tanım
Akçaağaç şurubu idrar hastalığı, İngilizce adıyla Maple Syrup Urine Disease veya MSUD, dallı zincirli amino asitler olan lösin, izolösin ve valinin yıkımında görev yapan dallı zincirli α-ketoasit dehidrogenaz kompleksi aktivitesinin azalması veya kaybı sonucunda gelişen otozomal resesif bir amino asit metabolizması bozukluğudur. Bu enzim kompleksi bozulduğunda lösin, izolösin, valin ve bunların karşılık gelen dallı zincirli α-ketoasitleri birikir. Özellikle lösin ve lösin ketoasidi nörotoksisiteyle ilişkilidir; klasik formda erken tanı ve tedavi edilmezse yenidoğan döneminde beslenme bozukluğu, letarji, nöbet, ensefalopati, serebral ödem ve kalıcı nörolojik hasar gelişebilir. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
Hastalığın adı, bazı hastalarda özellikle metabolik dekompansasyon dönemlerinde idrar, ter veya kulak kirinde fark edilebilen tatlı “akçaağaç şurubu” benzeri kokudan gelir; ancak bu koku her zaman belirgin olmayabilir ve tanı için tek başına güvenilir değildir. MSUD tanısı biyokimyasal olarak plazmada dallı zincirli amino asit yüksekliği, özellikle alloisolösin varlığı, idrarda dallı zincirli ketoasit artışı ve moleküler genetik doğrulama ile desteklenir. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
Görsel Açıklaması
Görselde “Akçaağaç Şurubu İdrar Hastalığı – Metabolik Yolak ve Klinik Biyokimya” başlığı altında MSUD’nin temel metabolik bozukluğu, hücresel yerleşimi, klinik bulguları, tanısal laboratuvar yaklaşımı ve tedavi prensipleri birlikte gösterilmiştir. Merkezde dallı zincirli amino asitler olan lösin, izolösin ve valin yer alır. Bu amino asitler önce dallı zincirli amino asit aminotransferaz aracılığıyla karşılık gelen dallı zincirli α-ketoasitlere dönüştürülür. Bu ilk transaminasyon basamağı geri dönüşümlüdür ve özellikle ekstrahepatik dokularda, başta iskelet kasında belirgindir.
İkinci ve hastalık açısından kritik basamak, dallı zincirli α-ketoasitlerin BCKDH kompleksi ile oksidatif dekarboksilasyona uğramasıdır. Bu reaksiyon mitokondri matriksinde gerçekleşir. Normal koşullarda lösin ketoasidi olan α-ketoizokaproat, izolösin ketoasidi olan α-keto-β-metilvalerat ve valin ketoasidi olan α-ketoizovalerat daha ileri metabolik ürünlere dönüşür. MSUD’de BCKDH kompleksi aktivitesi azaldığı için bu ketoasitler ve ilgili amino asitler birikir. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
Görselin sol panelinde hastalığın organ-hücre bağlamı vurgulanmıştır. Karaciğer BCAA homeostazına katkı sağlar; iskelet kası BCAA kullanımında önemli dokudur; BCKDH reaksiyonunun ana hücresel bölgesi mitokondri matriksidir. Beyin ise lösin ve toksik ara ürünlerin etkilerine duyarlıdır. Artmış lösin düzeyi beyin amino asit taşınmasını ve nörotransmitter öncül dengesini bozabilir; ayrıca ketoasit birikimi metabolik asidoz ve nörolojik kötüleşmeyle ilişkilidir.
Sağ panelde klinik bulgular, laboratuvar tanısı ve tedavi yaklaşımı özetlenmiştir. Yenidoğan döneminde kötü beslenme, kusma, letarji, hipotoni, irritabilite, nöbet, ketozis ve metabolik asidoz görülebilir. Tanıda yenidoğan taraması, plazma amino asit analizi, idrar organik asit analizi, kan gazı, ketonlar, glukoz, amonyak ve moleküler genetik doğrulama birlikte değerlendirilir. Tedavi kısmında BCAA kısıtlı tıbbi beslenme, lösin yükünün azaltılması, izolösin-valin dengesinin korunması, akut metabolik kriz yönetimi, tiamin yanıtlı olgularda B1 desteği ve ağır krizlerde toksin azaltıcı yöntemler gösterilmiştir. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
Akademik Açıklama
MSUD’nin temel biyokimyasal kusuru, dallı zincirli α-ketoasit dehidrogenaz kompleksinin yetersiz aktivitesidir. BCKDH kompleksi mitokondriyal, çok enzimli bir komplekstir ve dallı zincirli amino asit yıkımının ikinci ana basamağı olan oksidatif dekarboksilasyonu katalizler. Kompleksin işlevi bozulduğunda lösin, izolösin, valin ve bunların ketoasit türevleri metabolik yolda ilerleyemez. Sonuçta hem substrat birikimi hem de toksik ara ürün artışı meydana gelir. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
Lösin, MSUD patofizyolojisinde en kritik amino asitlerden biridir. Lösin düzeyi yüksek olduğunda merkezi sinir sistemi etkilenimi belirginleşir. Nörotoksisite; beyin ödemi, enerji metabolizması bozukluğu, nörotransmitter dengesizliği, oksidatif stres ve büyük nötral amino asitlerin kan-beyin bariyeri taşınmasındaki rekabet gibi çoklu mekanizmalarla ilişkilendirilir. Bu nedenle tedavide temel hedeflerden biri plazma lösin düzeyini güvenli aralıkta tutmak ve katabolik durumlarda lösin artışını hızla kontrol altına almaktır. (PMC)
MSUD klinik olarak klasik, intermediate, intermittent, tiamin yanıtlı ve E3-defektli formlar şeklinde sınıflandırılabilir. Klasik MSUD en ağır formdur ve BCKDH aktivitesi çok düşük olduğunda yenidoğan döneminde hızla belirti verir. Intermittent MSUD olgularında çocuk normal gelişebilir; ancak enfeksiyon, açlık, cerrahi stres veya yüksek protein yükü gibi katabolik durumlarda metabolik kriz gelişebilir. Tiamin yanıtlı MSUD formunda BCKDH kompleksinin rezidüel aktivitesi tiamin desteğiyle kısmen artırılabilir; ancak bu olgularda da diyet ve biyokimyasal izlem gereklidir. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
MSUD’de erken tanı prognozu belirleyen ana faktörlerden biridir. Yenidoğan taraması tandem kütle spektrometrisiyle lösin/izolösin sinyali ve ilişkili amino asit paternlerini saptayabilir. Bununla birlikte yenidoğan taraması tüm varyant formları yakalayamayabilir; ikinci basamak alloisolösin ölçümü tanısal duyarlılığı artırabilir. Alloisolösin, MSUD için oldukça özgül bir biyokimyasal belirteç olarak kabul edilir. (PubMed)
Metabolizma / Fizyoloji
Dallı zincirli amino asitler olan lösin, izolösin ve valin esansiyel amino asitlerdir; vücutta sentezlenemezler ve diyetle alınmaları gerekir. Normal metabolizmada bu amino asitler protein sentezinde kullanılır, enerji metabolizmasına katkı sağlar ve özellikle kas dokusunda önemli metabolik roller üstlenir. Gereksinim fazlası BCAA’lar önce transaminasyonla dallı zincirli α-ketoasitlere dönüştürülür, ardından BCKDH kompleksi aracılığıyla mitokondride oksidatif dekarboksilasyona uğrar.
BCAA yıkımında ilk basamak BCAT tarafından yürütülen transaminasyondur. Bu reaksiyonda amino grup genellikle α-ketoglutarata aktarılır ve glutamat oluşur. Lösin α-ketoizokaproata, izolösin α-keto-β-metilvalerata, valin ise α-ketoizovalerata dönüşür. İkinci basamakta BCKDH kompleksi bu ketoasitleri açil-KoA türevlerine dönüştürür. MSUD’de hastalık oluşturan temel blok bu ikinci basamaktadır. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
Hücresel yerleşim açısından BCKDH kompleksi mitokondri matriksinde görev yapar. Bu nedenle MSUD, mitokondriyal amino asit katabolizması bozukluğu olarak da değerlendirilebilir. Reaksiyonun ilerleyebilmesi için tiamin pirofosfat, lipoik asit, FAD, NAD⁺ ve KoA gibi kofaktörler gereklidir. Bu kofaktör bağımlılığı, bazı hastalarda tiamin yanıtlı klinik fenotipin görülmesini açıklar. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
MSUD’de katabolizma klinik kötüleşmenin temel tetikleyicisidir. Enfeksiyon, açlık, kusma, travma veya ameliyat gibi durumlarda endojen protein yıkımı artar ve kas proteinlerinden lösin, izolösin ve valin kana salınır. BCKDH aktivitesi yetersiz olduğu için bu amino asitler ve ketoasitleri hızla birikir. Bu durum metabolik asidoz, ketozis, nörolojik kötüleşme ve serebral ödem riskini artırır. Bu nedenle akut hastalık dönemlerinde protein katabolizmasını durdurmak ve yeterli enerji sağlamak tedavinin temel parçasıdır. (PMC)
Görev Alan Enzimler ve Proteinler
MSUD’de birincil olarak etkilenen sistem dallı zincirli α-ketoasit dehidrogenaz kompleksidir. Bu kompleks birkaç alt birimden oluşur. E1 bileşeni, dallı zincirli α-ketoasit dekarboksilaz aktivitesini taşır ve E1α ile E1β alt birimlerinden oluşur. Bu alt birimleri sırasıyla BCKDHA ve BCKDHB genleri kodlar. E2 bileşeni, dihidrolipoil transasilaz aktivitesine sahiptir ve DBT geni tarafından kodlanır. E3 bileşeni, dihidrolipoamid dehidrogenazdır ve DLD geni tarafından kodlanır. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
E1 bileşeni tiamin pirofosfat bağımlıdır. Bu nedenle tiamin, BCKDH kompleksinin katalitik işlevi açısından önemlidir. Bazı MSUD varyantlarında yüksek doz tiamin tedavisiyle enzim aktivitesinde kısmi iyileşme görülebilir. Ancak tiamin yanıtlı MSUD tanısı ve tedavisi metabolizma uzmanlığı gerektirir; tiamin yanıtı olsa bile hastaların diyet ve biyokimyasal izlemi sürdürülmelidir. (Cleveland Clinic)
BCKDH kompleksinin düzenlenmesinde fosforilasyon-defosforilasyon mekanizmaları da önemlidir. BCKDH kinaz kompleksi fosforile ederek aktiviteyi azaltırken, fosfatazlar aktiviteyi artırabilir. Bu düzenleme, hücrenin enerji ve amino asit durumuna göre BCAA yıkım hızının ayarlanmasına katkı sağlar. MSUD’de genetik defekt nedeniyle bu düzenleyici mekanizmalar çoğu zaman yeterli metabolik akışı sağlayamaz.
Tanısal düzeyde BCKDHA, BCKDHB, DBT ve DLD genlerinin moleküler analizi hastalığın doğrulanması, aile danışmanlığı, prenatal tanı olasılığı ve fenotip-genotip ilişkisi açısından önemlidir. E3 yani DLD eksiklikleri yalnız MSUD benzeri tabloyla sınırlı olmayabilir; pirüvat dehidrogenaz ve α-ketoglutarat dehidrogenaz gibi diğer mitokondriyal kompleksleri de etkileyebileceği için klinik fenotip daha geniş olabilir. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
Klinik Önemi
Klasik MSUD’de bebek doğumda normal görünebilir; ancak protein alımı başladıktan sonra ilk günler içinde beslenme güçlüğü, kusma, uykuya eğilim, irritabilite, hipotoni veya hipertoni, nöbet ve ensefalopati gelişebilir. Tedavi edilmezse hızla serebral ödem, koma ve ölüm riski ortaya çıkar. Erken tanı ve hızlı metabolik müdahale nörolojik prognoz açısından belirleyicidir. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
MSUD’de metabolik krizler yalnız yenidoğan döneminde değil, yaşamın ilerleyen dönemlerinde de gelişebilir. Enfeksiyon, açlık, travma, cerrahi, gebelik, yetersiz enerji alımı veya diyet uyumsuzluğu lösin düzeyini artırabilir. Intermittent formlarda hasta uzun süre belirti vermeden yaşayabilir; ancak katabolik stresle ağır nörolojik tablo gelişebilir. Bu nedenle hasta ve aile eğitimi, acil hastalık planı ve düzenli metabolik izlem temel öneme sahiptir. (PMC)
Tedavi, temel olarak lösin başta olmak üzere dallı zincirli amino asit yükünü kontrol etmeye dayanır. BCAA kısıtlı özel tıbbi mamalar, kontrollü doğal protein alımı, enerji yeterliliği, izolösin ve valinin dengeli desteklenmesi ve sık plazma amino asit izlemi tedavinin ana bileşenleridir. İzolösin ve valinin aşırı düşmesi büyüme, protein sentezi ve cilt-mukoza bütünlüğü açısından sorun oluşturabileceği için tedavi yalnız “üç amino asidi azaltmak” şeklinde değil, dengeli bir metabolik kontrol olarak planlanmalıdır. (managementguidelines.net)
Ağır akut metabolik krizlerde yüksek kalorili intravenöz glukoz/lipid desteği, protein katabolizmasını durdurma, BCAA içermeyen amino asit karışımları, elektrolit-asit baz yönetimi ve gerekirse hemodiyaliz veya hemofiltrasyon gibi toksin azaltıcı yöntemler gündeme gelebilir. Karaciğer nakli bazı seçilmiş hastalarda metabolik stabiliteyi belirgin artırabilir; ancak genetik hastalığı tamamen ortadan kaldırmaz ve nakil kararı multidisipliner değerlendirme gerektirir. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
Metabolik Aktiviteyi Artıran Koşullar
BCAA katabolizmasını artıran başlıca koşullar enfeksiyon, ateş, açlık, kusma, travma, cerrahi stres, yoğun egzersiz, yetersiz kalori alımı ve uzun süreli katabolik durumlardır. Bu koşullarda vücut protein yıkımı artar ve kas dokusundan lösin, izolösin ve valin kana geçer. Sağlıklı bireylerde bu amino asitler BCKDH kompleksiyle yıkılabilirken, MSUD’de metabolik blok nedeniyle hızla birikim gelişir. (PMC)
Yüksek protein alımı veya doğal protein miktarının bireysel toleransın üzerine çıkması da metabolik yükü artırır. Lösin genellikle tedavide en kritik sınırlayıcı amino asittir. Bu nedenle günlük protein ve lösin alımı yaş, büyüme hızı, plazma lösin düzeyi, hastalık formu, rezidüel enzim aktivitesi ve klinik duruma göre uzman ekip tarafından düzenlenmelidir. (managementguidelines.net)
Katabolizmanın arttığı akut hastalık dönemlerinde temel hedef, endojen protein yıkımını azaltmak ve anabolizmayı desteklemektir. Bunun için yüksek kalorili “sick-day” planları, BCAA içermeyen özel formüller, yeterli sıvı-elektrolit desteği ve sık laboratuvar izlemi gerekir. Hafif dekompansasyonlar erken fark edilirse hastane yatışı gerekmeyen müdahaleler mümkün olabilir; ancak nörolojik bulgu, kusma, beslenememe veya belirgin metabolik bozulma varsa acil değerlendirme gerekir. (PMC)
Metabolik Aktiviteyi Azaltan Koşullar
MSUD’de metabolik aktiviteyi azaltan temel durum BCKDH kompleksinin genetik olarak yetersiz çalışmasıdır. BCKDHA, BCKDHB, DBT veya DLD genlerindeki patojenik varyantlar kompleksin aktivitesini azaltır ya da ortadan kaldırır. Rezidüel aktivite düzeyi genellikle klinik fenotipin ağırlığıyla ilişkilidir; klasik formda aktivite çok düşükken, intermediate veya intermittent formlarda daha fazla rezidüel aktivite bulunabilir. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
Tiamin pirofosfat bağımlı E1 aktivitesinin etkilenmesi, bazı hastalarda tiamin yanıtı olasılığını ortaya çıkarır. Ancak tiamin yanıtlı formda bile BCAA metabolizması tamamen normalleşmeyebilir. Bu nedenle tiamin desteği, diyet tedavisinin yerine geçen bağımsız bir yaklaşım olarak değil, uygun hastalarda metabolik kontrolü iyileştirebilecek tamamlayıcı bir tedavi olarak değerlendirilmelidir. (Cleveland Clinic)
Yetersiz tıbbi beslenme, enerji eksikliği, tedavi uyumsuzluğu, izlem eksikliği ve akut hastalık planının uygulanmaması metabolik kontrolü bozabilir. Buna karşılık aşırı protein kısıtlaması da büyüme geriliği, protein yetersizliği, esansiyel amino asit eksiklikleri ve katabolizmanın artması gibi olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle tedavi, toksik BCAA birikimini azaltırken büyüme ve doku onarımı için yeterli amino asit desteğini sağlayacak şekilde dengelenmelidir.
Laboratuvar Yorumu
MSUD’de temel laboratuvar bulgusu plazmada lösin, izolösin ve valin artışıdır. Tanısal açıdan alloisolösin varlığı özellikle değerlidir ve MSUD için oldukça özgül kabul edilir. Yenidoğan taramasında tandem kütle spektrometrisiyle lösin/izolösin sinyali veya “Xle” olarak bildirilen izobarik amino asit toplamı yüksek bulunabilir; ancak lösin, izolösin, alloisolösin ve hidroksiprolin gibi izobarik bileşikler bazı tarama yöntemlerinde ayrıştırılamayabilir. Bu nedenle pozitif tarama sonucu doğrulayıcı plazma amino asit analizi ve gerekirse ikinci basamak alloisolösin testiyle değerlendirilmelidir. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
İdrar organik asit analizinde dallı zincirli ketoasitler ve hidroksi asitler artabilir. Bunlar arasında α-ketoizokaproik asit, α-keto-β-metilvalerik asit, α-ketoizovalerik asit ve ilişkili türevler bulunur. Akut dekompansasyonda ketozis, yüksek anyon açıklı metabolik asidoz, hipoglisemi veya değişken glukoz düzeyi, laktat değişiklikleri ve bazen amonyak artışı görülebilir. Bu nedenle akut değerlendirmede kan gazı, elektrolitler, glukoz, ketonlar, amonyak, laktat, üre/BUN ve kreatinin birlikte yorumlanmalıdır. (PMC)
Moleküler genetik analiz tanıyı doğrulamada ve aile danışmanlığında önemlidir. BCKDHA, BCKDHB, DBT ve DLD genleri değerlendirilir. Genetik sonuç, hastalık formu ve tiamin yanıtı hakkında bazı ipuçları verebilse de klinik yönetim yalnız genotipe göre değil; plazma amino asit düzeyleri, büyüme, beslenme toleransı, kriz öyküsü ve nörolojik durumla birlikte planlanmalıdır. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
Tedavi izleminde en kritik parametrelerden biri plazma lösin düzeyidir. İzolösin ve valin düzeyleri de izlenmelidir; çünkü bu amino asitlerin çok düşük düzeylere inmesi protein sentezini sınırlayabilir ve büyüme ile doku bütünlüğünü etkileyebilir. Laboratuvar sonuçları örnekleme zamanı, son beslenme durumu, akut hastalık, diyet uyumu, büyüme dönemi ve kullanılan tıbbi mamalarla birlikte değerlendirilmelidir. (managementguidelines.net)
Kısaltmalar ve Açılımları
MSUD: Maple Syrup Urine Disease / Akçaağaç şurubu idrar hastalığı
BCAA: Branched-Chain Amino Acids / Dallı zincirli amino asitler
BCKA: Branched-Chain Ketoacids / Dallı zincirli ketoasitler
BCKDH / BCKD: Branched-Chain α-Ketoacid Dehydrogenase / Dallı zincirli α-ketoasit dehidrogenaz kompleksi
BCAT: Branched-Chain Amino Acid Aminotransferase / Dallı zincirli amino asit aminotransferaz
Leu: Lösin
Ile: İzolösin
Val: Valin
Allo-Ile: Alloisolösin
E1α: BCKA dekarboksilaz alfa alt birimi
E1β: BCKA dekarboksilaz beta alt birimi
E2: Dihidrolipoil transasilaz
E3: Dihidrolipoamid dehidrogenaz
BCKDHA: E1α alt birimini kodlayan gen
BCKDHB: E1β alt birimini kodlayan gen
DBT: E2 alt birimini kodlayan gen
DLD: E3 alt birimini kodlayan gen
TPP: Tiamin pirofosfat
FAD: Flavin adenin dinükleotid
NAD⁺: Nikotinamid adenin dinükleotid
CoA-SH: Koenzim A
MS/MS: Tandem kütle spektrometrisi
LC-MS/MS: Sıvı kromatografi-tandem kütle spektrometrisi
BUN: Kan üre azotu
Kaynakça
- Strauss KA, Puffenberger EG, Carson VJ. Maple Syrup Urine Disease. GeneReviews, NCBI Bookshelf. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
- Hassan SA, Gupta V. Maple Syrup Urine Disease. StatPearls, NCBI Bookshelf. (Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi)
- Blackburn PR, Gass JM, Vairo FPE, et al. Maple syrup urine disease: mechanisms and management. The Application of Clinical Genetics. 2017. (PMC)
- Strauss KA, Carson VJ, Soltys K, et al. Branched-chain α-ketoacid dehydrogenase deficiency / MSUD phenotype and management. Molecular Genetics and Metabolism. 2020. (ScienceDirect)
- Puckett RL, et al. Newborn screening by MS/MS may miss some MSUD cases; second-tier alloisoleucine testing may improve sensitivity. (PubMed)
- Stroek K, et al. Evaluation of newborn screening for maple syrup urine disease. 2020. (PMC)
- Oglesbee D, et al. Second-tier test for quantification of alloisoleucine and branched-chain amino acids in dried blood spots. (PubMed)
- Nutrition Management Guidelines for MSUD. Southeast Regional Genetics Network / GMDI guideline resource. (managementguidelines.net)